Ahmedim, balkon müsait mi?

Dudağımı ıslatan suyun serinliği, çatlayan, kuruyan ellerimin yalnızlığı… Sanki dünya dar geliyordu zihnime… Aklım, her şeye anlam verebiliyor, her şeyi bir şeye bağlıyor, tuhaf bir keyif alıyordu hadiselerden!..
Allah(c.c.) diyordum, yüreğimde haklılık marşlarına tempo tutuluyor, garip bir ürperti sarıyor bedenimi, aklım karışıyor, hafakanlar basıyor, “balkon da balkon” iniltisinde, dökülmek istiyordu içimden heceler…
Alkışların sesi o kadar kuvvetli geliyordu ki içeriden, “dışarıdan da duyulur mu!”, “duyulsa mı!”, “ne olur ki duyulsalar!” baskın geliyor, engel olamıyordum sızmalara…
Görülen billur doğrular, olmaması gereken doğrular, ne kadar uyuştuğu, eşleştiği kompozisyon kaydetti ise yaşadığım hadiselere dair, serpiliyorlar fikrimde, delikler açıyorlar sert rüzgarlara fakat döndürülmüyorum kendime rağmen geri!..
Değişiyorum… Seviyorum…

Okumaya devam et

Reklamlar

Hz. Peygamber (S.A.V.), Elbette Bir İnsandır!..

“… Allah bula bula bir insan mı seçip halka elçi gönderdi? …”*[İsra 94]

BBTwIDbCcAArLFq 

Kainat, neresinden bakarsanız bakın, gördüklerinize, duyduklarınıza, hissettiklerinize verdiğiniz anlam ile değer kazanmaktadır. Yani anlam verebilme yeteneği olmasa idi; ‘varlık’, ortada olmasına rağmen, ‘yokluk’ ile eşdeğer bir statüye sahip olurdu. Var denilen her şey, yokluğa gömülürdü. Varlık ancak, ona bir anlam vericinin mana yüklemesi sonucu yokluktan ayrılır. Başka bir söyleyişle “Yokluk”, anlamlanamayanın ifade edildiği ‘kavramdır’.

Okumaya devam et

Akis… (6)

Kölelik

Köle olmak;  özgür olmamak demektir. Bağımlılığın remzidir. Bağımlı insan özgür değildir.
Öyle ise kağıt üzerinde köleliği kaldırmak, bir insanın yüzüne “ben senin sahibinim” demekten vazgeçmektir. İzzeti nefis hesaplı, inceliktir.
Sigara bağımlısı onun kölesidir. Eroinman keza öyle.
Aşık öyle, internetkolik öyle, yemekkolik öyle, zevkkolik öyle, rahatkolik öyle, uykukolik öyle vs vs. Okumaya devam et

Akis… (5)

Önce Tahlil!..

 

Yazarın kelimelerle, konumu ile, kime ne anlatmak istediğini gerçekten anlamaya çalışmadan ona karşı antitezlik iddiasında bulunmak tek taraflı bir devinim demektir. Bu, kişiyi yerinde saydırır, oysa hareket eden şu kainat içinde yerinde saymak, ister fiziki olarak isterse mecazisi ufuk planında olanı olsun, saçmalamaktır!

Okumaya devam et

Akis… (4)

 

Maddeperest…

 

İnsanlar cehaletleri ile neleri kutsallaştırmamış ki?
Bazen güneşi, ateşi rab edinmiş, bazen de kendi tanrısını kendisi yapmıştır. Maddeyi yanlış anladık, bir devri kararttık, bir devride kanunlarla, bilgimize taparak mı karartacağız!..
İnsanlık, bilinmeyenlerine yaklaştıkça, bulduğu sırrı o kadar hafife almaktadır ki, sanki o çözdüğü sır, o çözdüğü için çok kolay olmaktadır. Önemsenecek bir şey yoktur. Bunlar bunlar olmuştur, bunun olması kaçınılmazdır.

Okumaya devam et

Akis… (3)

Zerreler…

 

Allah (c.c.), kudreti herşeye yeten, bütün noksan sıfatlardan münezzeh olandır. Yani eğer bir zerre hareket etmişse bir an da, demek ki bu hareketin muhakkak bir hikmeti vardır.
Kainat, sürekli hareket eden mikro ve makrodan oluştuğuna göre, mikrodaki her bir hareket makro ile ilgili, makroyu meydana getirici olmalıdır.

Geçmişin hatırlanan olması, geleceğin, geçmişin üzerine bina edilmiş olabilmesi için, her bir zerre hareketinin bir sonraki hareketi, amaçlaması da gerekecektir. Zira andan sonraki an, bu harekete bağlıdır.
Eğer bir zerre amaçsız hareket ederse, yani bir sonraki anın makro uyumuna muhalefet ederek davranırsa, bu durum anlamlandırdığımız kainatın yok olmasına sebep olabilir. Öyle ise zerreleri bir amaca, yani anlamlanabilir kainata doğru hareket ettiren, BİR’ dir.

Okumaya devam et