Bilmek Ve Mesuliyet!..


fethullah_gulen_okul_kitaplarinda_h11139Biz bir peygamber göndermedikçe hiçbir kimseye azap etmiş değiliz” (İsra,15)

 

İslam, her insanın cüz-i iradesi ile tercihte bulunduğunu ve yaptığı tercihlerden mesul tutulacağını söyler. İnsana verdiği bu mesuliyet, ondaki ‘cüz-i irade’ özelliğinden dolayıdır dersek, mefhumu muhalifi ‘iradesizlik’ dikkate alındığında, ‘sorumsuz olma’ durumuna karşılık gelecektir. Öyle ise sorumsuzluk ancak iradesiz olunduğun da mümkündür de denilebilir.

       

        İnsan tercih kullanırken, irade ederken tüm diğer etkenlerin yanında bilgiyi de kullanır. Bildiklerinden yaptığı çıkarım ile tercihinin sonuçlarını öngörebilir ve elbette bu sonucu yorumlama durumu, sorumluluğunu da yakından ilgilendirecektir. Kişi, ne kadar çok bilgi sahibi olursa o kadar çok ‘irade kullanımından doğan netice’ farkındalığı sahibi olacaktır. Bu, neticesini bilerek fiili uygulamak ya da neticenin meydana gelmesi kastı ile eylemi yapmak anlamına gelecek ve netice üzerinde bilgiden kaynaklanan her sonraki durum da sorumluluk alanına girecektir.

 

       

       Burada aklımıza, “her tercihimizi sanki santranç oynuyor gibi bir sürü olasılık hesabı yaparak mı kullanıyoruz?” şeklinde bir düşünce gelebilir. Evet, biz öyle yapmıyor olabiliriz ve elbette tercih kullanımını etkileyen faktörler yalnızca bilgiye dayalı değil aynı zamanda bulunduğumuz atmosfer, maruz kaldığımız telkinler, fıtrattan kaynaklı arzular ve hormonlar gibi daha başkaca etkenlerle de değişebilir.(1) Fakat her durumda, yani neyin etkisi ile tercih kullanırsak kullanalım, olmasını istediğimiz sonuca doğru kast ederiz. Örneğin yemek yiyorsak bu fiziki ihtiyaçtan kaynaklanan bir tercih olsa da, eğer istersek bu fiili yapmayabiliriz. Yemek için önümüzde bulunan türlü gıdalar arasında tercih yapabiliriz. Az ya da fazla yemeyi tercih edebiliriz. Kaşıkla, elle ya da çubukla yiyebiliriz. Çiğnerken farklı varyasyonlar yapabiliriz. İşte tüm bu tercihleri yaparken sonraki durumu isteme kasıt, kasıt üzerinden gelecek sorumlulukta ‘bilgi’ ye göre değişecektir. Yemek yememek ya da az yemek veya elle yemek, kişinin bunları yaparken amaçladığı kasıt göz önüne alındığında, asıl istediğinin ne olduğu anlaşılacak ve bilgisi nispetinde istekleri farklılaşacağı(2) için ‘sorumluluğu’ bilgisi ile paralel bir şekilde oluşacaktır.

 

       

       İşte bilgi, insana göre izafi olduğuna göre irade de kişiselleşecek dolayısı ile sorumlulukta kişiye göre farklılaşacaktır.(3)

 

     

       İnsanın, duyu organları ile elde ettiği dış dünyanın özellikleri hakkındaki çıkarımları, deneme ve tecrübeleri sonucunda kazandığı bilgi edinimi onun irade kullanma amacına doğrudan etki eder. Elmayı ısırdığımızda aldığımız tat, bir sonraki elma ısırma eylemimizi yaparken elma tadı alacağımızı öngörebilmemizi sağlar. Bunun gibi sebep-sonuç düzeneklerini tecrübe ettikçe, neticelerini isteyerek yeniden tekrarlamamızı düşünürsek, bir fiilin olası sonuçlarından ne kadar çoğunu biliyorsak, bu bildiğimiz seçenekler sayısınca niyet edebilme ihtimalimiz var demektir. Mesela eğer elmayı ısırdıktan sonra elmanın boğazımıza kaçarak bizi öldüreceğini kesin olarak biliyorsak elmayı ısırmadan kastımız intihar etmektir. Elmayı ısırdığımızda boğazımıza kaçarak bizi öldürebileceğinin ihtimallerden biri olduğunu biliyor isek bu defa elmayı ısırmamız demek intihar niyeti değil de, böyle bir olasılığın farkında olmamız demektir. Bildikçe farkındalık artacak öyle ise tercih kullanımındaki kasıtlarımızda zenginleşecektir. Bu bilgimize göre farkında olacağımız olasılıklar içerisinde ki bizim kast ettiğimiz amaç: ‘niyetimiz’, olasılıklardan herhangi birinin meydana gelmesi ise: ‘sorumluluğumuz’ dahilindedir. Yani yaparken niçin yaptığımız kastımız, fakat yapmamız ya da yapmamamız ile meydana gelebilecek ihtimallerden her bildiğimiz, sorumluluğumuzdur. (4)

       Eğer insana bir şekilde, İslam’a ait hiçbir bilgi ulaşmadıysa, yalnızca bu dünya için var olmadığı bilgisini edinemedi ise, eylemlerinin kasıtları tamamen yaşadığı dünyadan elde ettiği bilgi edinimi ile oluştuğuna göre ‘sorumluluğu’ da İslam’dan değil, elde edilebilecek bilgi nispetinde, yaptıklarının olası neticeleri arasında olan seçeneklerden hangisini tercih ettiğine göre olacaktır. (5) Her şeyi hakkı ile bilen, ancak Allah’ (c.c.) tır.

         

      Buradan marifet ehlinin inceliğinin, âlimin niyet derinliğinin(6), bilginin dezenforme edilmesinin kazanmak için mübah hile haline geldiği günümüzde, herhangi bir siyasi partiye oy vermenin, sosyal bir platforma iştirak etmenin ya da bir cemaate mensup olmanın  ve elbette ihtimalleri bilmeye dayalı müspet/menfi sorumluluk sahipliğinin, üzerinde tefekkür edildiğinde belki vicdanlarımızı ürpertecek bir şekilde yeni bir bilmeye(7) pencere açacağını umuyor, Rahman ve Rahim olan Yüce Allah(c.c.)’tan, rızasına irade edebilmeyi dileniyoruz. (8)

 

 


1)- “De ki; herkes kendi (hali) ne uygun yolda hareket eder. Rabbimiz, kimin en doğru yolda olduğunu daha iyi bilir” (İsrâ, 84).

2)- “…De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?…”(Zümer, 9) 

3)- “Her kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür, kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür” (Zilzâl, 99/7-8) — “O (Allah) yaptığından sorumlu değildir. Onlar ise, sorumlu tutulacaklardır” (Enbiyâ, 21/23).

4)- “Ândolsun ki, kendilerine peygamber gönderilenlere soracağız. Peygamberlere de soracağız” (A’raf, 7/6)

5)- “Allah, kişiye ancak gücünün yeteceği kadar teklif eder” (Bakara, 286)

6)- “İnsanlardan, (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Allah’a karşı ancak; kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” (Fatır, 28)

7)- “De ki; Âllah’a itaat edin! Peygambere itaat edin! Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki o peygamber; kendisine yükletilenden ve siz de kendinize yükletilenden sorumlusunuz” (Nûr, 54) — “Her biriniz bir yöneticisiniz ve her biriniz yönetiminizdekilerden sorumlusunuz: Devlet adamı bir yöneticidir ve halkından sorumludur; erkek, ailesinin yöneticisidir ve onları gözetmekten sorumludur; kadın, kocasının evinin muhafızıdır ve bundan sorumludur; hizmetçi efendisinin malının bekçisidir ve bundan sorumludur. Her biriniz bir yöneticisiniz ve yönetiminizdekilerden sorumlusunuz. ” (Buhârî, Cenâiz, 32; Ahkam, 1)

8)- “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” (Besmele-i şerife)

Reklamlar

Bilmek Ve Mesuliyet!..” üzerine 2 yorum

  1. Sitemizdeki yazılar, kaynak gösterilerek ve link verilerek alıntı yapılabilir. Tüm site içeriğini taşıyabilirsiniz :) …

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s