Evrim Hipotezi Ve Müslüman!..


embriyoSanılanın aksine İslam, bu ve bunun gibi hipotezlere düşman değildir. Öncelikle müslüman kişinin, O (c.c.)’ ndan başka ilah yoktur. Allah(c.c.) birdir. Ortağı yoktur, kudreti sonsuzdur, dilediğini dilediği gibi yapar. Yaratan ancak Allah (c.c.)’ tır.
O (c.c.), bütün noksan sıfatlardan münezzehtir. Yani O (c.c.), israf etmez. O (c.c.), hikmetsiz iş yapmaz ve bunun gibi Allah (c.c.)’ a dair bilgi, tanıma ve iman etme prensibi, onun tüm hayatına yansır, yansımalı. İnanılan yaratıcının özellikleri, sıfatları dinin müntesipleri tarafından iman edilmesi gereken olmazsa olmaz aklın gereğidir. Bu bağlamda da varlığa bakan yönü ile her şeyi O (c.c.)’ ndan görme ile hayatı anlamlandırarak öte aleme hazırlanması, kudret ve kuvvete dayanarak kudretli ve kuvvetli olmasını düşünebiliriz. İşte böylece iman etmiş bir müslümanın, sosyal hayata dair iman televvünlü yansımalarını bir başka başlığa bırakarak konumuzla alakalı yönüne devam ediyorum.


Evrim hipotezinin canlılığın oluşumu ve türlerin çıkışı ile alakalı kurduğu varsayımlar;
mevcut canlılar, fosiller, biyolojik işleyişle alakalı fiziki, kimyasal deneylerden, insanlığın geldiği nokta itibari ile elde ettiği delillerden, neticeye bakan bir sonuç saptamasıdır.


Çünkü hipotez sonucu da kapsıyor. Bugün, başta en ateşli savunucusu R.Dawkins olmak üzere yüzlerce bilim yapan insan, hipotezin simule ettiği, kendi kendine oluşan dünya düşüncesini, hem sesli hem de fiili bir şekilde haykırabiliyor. Hipotez, gözlem ve sınama ile doğrulama/yanlışlama olarak değil de, elde edilen ‘bilginin’ dezenforme ve diyalektik ile inanma/inanmama haline getirildiği bir felsefe olarak sunuluyor.


İ
slam, evrim hipotezinin tam da sonuca bakan yönü ile alakalı kısmına, kendi olmazsa olmazına, zati en önemli düsturu Allah(c.c.) birdir, ondan başka tanrı yoktur! kaidesince itiraz ediyor, edecektir de. Fakat hipotezin tefekküre, araştırmaya bakan yönünü, bilimsel (gözlemlenen, sınanabilen) yönünü, varlığı daha iyi anlayacağımız, kainatı ve onun yaratıcısını tanıyacağımız, varlığımızın madde planındaki detaylarında yazan hikmetleri anlamlandırmaya çalışacağımız ‘okumak’ vazifemiz olarak üzerimize veriyor, keza destekliyor, ödüllendiriyor… [1]


Evrim
hipotezi sonucu hayal ederek, varsayım üzerine islamın disiplinine itiraz ediyor. İslamın disiplininin de bu varsayıma delil istemesi, nasıl bu sonuca ulaştın diye sorması, didiklemesi de, onun güzelliği, esas kaidelerine olan güveni ve meydan okumasıdır.
Hipotezin sonuca gelmeden elde ettiği bilgi birikimi, hem sonucu Dawkins gibi hayal edenlerin, hem de müslümanların ortak malıdır.


İslami tefekkür ahlakı, yorum kısmına kadar, gözlemlenerek, sınanarak elde edilen her bilgiyi alır ve kendi simulasyonun da, puzzle tahtasın da bir boşluğu doldurur, sonuca bakan, irade sahibine bakan zaviyeden, müntesiplerine yepyeni, orijinal tefekkür pencereleri sunar. Varlığı temaşa seyrinde, hikmet boyutlu, kudret boyutlu, merhamet boyutlu, sıfatı rububiyete* dair tanıma, teveccüh etme ameliyesini ifa ettirir, pekiştirir…


İşte evrim
hipotezi Müslüman için, incelediği, hipotezin basamaklarından, merhalelerinden elde edilen semereyi, kendi simulasyonun da parametre olarak, değişken olarak yerleştirdiği, elde ettiği son durumla da karşı ideolojik simulasyon da gördüğü yanlış çıkarımlara, hayalden öte gidemeyecek hezeyanlara itiraz ettiği bir felsefi saptama olmak durumuna sokulmaktadır.

 

Yoksa Müslümanlar olarak bizler, sonuca gelene kadar ki kısmında, verilerin aklıselim ile değerlendirilerek birbirlerine dayanak noktası teşkil ettiği bilimsel hiçbir ara modellemeye islamın itiraz edeceğini, tezat teşkil edeceğini görmüyor, ara modellemelerde de müntesipleri olarak, canlı sistemlerinden, cansızların sistemlerine, makrodan, mikroya kadar topyekün varlığı tekrar be tekrar temaşa ediyor ve haşyet, havf, reca buudlarında ruhumuzun ilhamlarını zikir, fikir, şükür ile yaratıcıya sunuyoruz.

 

Evrim, “gelişme-değişim-tekamul” gibi olayları, açıklamaya çalışıp, gözlemlerini ve doğrulamalarını veri haline getirerek, tarafsız biçimde sunan, bilimsel bir kavram olmak zorundadır. Bilimselliğini, propaganda ve ideolojik çıkarımlı ‘ilizyon’ ifade kalıplarından aldığı sürece insanlığa faydası olmayacak, insanlık zaman kaybedecektir. Diğer bilim dallarının gelişimine orantıladığımızda evrimin başlangıç noktası ve geldiği yer arasında bariz bir zıtlık vardır. Evrilemeyen evrim hipotezi, olduğu yerde kalmıştır.

 

*Rububiyet: Sözlük manası olarak, Cenab-ı Hakkın bütün zaman ve mekanlarda her türlü varlığa, muhtaç olduğu şeyleri vermesi, tedbir, terbiye, malikiyet ve besleyicilik keyfiyeti olarak tanımlanmaktadır.

[1] Yaratan Rabbinin adıyla oku. İnsanı yapışan bir hücreden yaratan, Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. (Alak 1-2-3)

 

Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık. Sonra onu az bir su (meni) halinde sağlam bir karargaha (ana rahmine) yerleştirdik. Sonra bu az suyu ‘alaka’ haline getirdik. Alakayı da ‘mudga’ yaptık. Bu ‘mudga’yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir! (Müminun 12-13-14)

 

Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır. (Al-i İmran 190)

 

Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadet hükmüne geçer. (El acluni Keşfu’l-hafa 1/370)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s