Çelişememezlik!..


IMG_20131111_211512

Fikir adamının bakış açısını tahlil ederek, düşünce kurgusunu örüş biçiminin anlaşılması, hakkında yargıya vardığı tüm bahisler için referans noktası teşkil eder.

Evet “çelişememezlik” kavramını üzerinde düşünülmesi gereken felsefi ve sosyolojik bir tanım, tez olarak  ele alacağım. Tabi çelişmezlik yada özdeşlik ilkesi vb. Aristo’nun, Hegel’in düşünsel mantık üzerine bina ettiklerinden çok ötede mana vereceğimi belirtmek isterim.

Bana göre çelişememezlikte statik değildir, belirtmeliyim.

Sadece kişilerin, düşünce piramitlerini oluştururken, tuğlaları yerleştirme sisteminin a=a şeklinde çelişmez bir şekilde müteselsilen devamını müşahede etmekten bahsediyorum.

Buna göre “çelişememezlik” başlangıç noktasına bağlılığın önemini ifade ederken aynı zamanda buradaki değişikliklerin öngörülemez sonuçlar doğuracağını iddia etmeyecek “kelebek etkisi”(1) gibi.

Çelişememezlik, başlangıç noktası diye tabir edebileceğimiz sebep-sonuç ilişkisine gebe devinim kaynağından ziyade, başlangıç ve sonuç arasındaki bağlılığın “çelişemez” görüntüsünden bahsedecek.

Fikir adamı eğer, tüme varırken(2) farkında veya farkında olmadan tümden gelmeyen sebep-sonuç ilişkilerini referans kabul ederek düşünce piramitini oluşturuyorsa, piramitin gösterdiği netice her zaman bu mecraya bağlılığını koruyacak, kendi içinde çelişemez bir şekilde tüme varma bağıntıları ile fetvalar verecek dolayısı ile salt kendi irfanının eserlerini ortaya koyacaktır. Yani şahsi kemalatını aşamayacak, bilgisi ve konum yüksekliğinin “zirve” noktası olmadığını itiraf edemeyecektir. Kısaca çelişemez bir şekilde şahsına sadık kalacak, sadakatinin gereği olarak ta her konuda düşünme ve netice ameliyesini aynı merkezden çıktığı gün gibi açık bir şekilde “sınıflandırılabilir” bir ekole dönüştürerek, tüm tefekkür pınarını “buyurun işte ben buyum!” ifadesindeki gibi net olarak ortaya koyacaktır.

Çelişememezlik, yukarının zıddı bir şekilde tümden gelen(3) fikir ve netice sistemi içinde geçerlidir. Burada da tümün bilinebilirliği oranında parçalara yön ve tanımlar verilecek, tüm de bulunan sıfatlar bütün parçalara, parçaların birleştirilme işlemine, çelişemez bir şekilde yansıyacak, detayların “tümü” seslendirmesi şeklinde sınıflandırılabilir bir düşünce kalıbının içine girilerek, tüme sadık kalınacak, sadakatinin gereği olarakta her konuda düşünme ve netice ameliyesini tüme veren dolayısı ile tümün bulunduğu konumun “zirve” olarak kabul edilmesi gerektiği, farkında veya farkında olmadan net olarak ortaya koyulacaktır.

Kur’an-ı kerim, Hadis-i şerifler gibi kaynakları tüme varan yada tümden gelen metotlarla anlamaya çalıştığımızda kayıtsız şartsız bir şekilde “zirve” lik payesini onlara vermek demek;

okuduğumuz bir ayetin zihnimizdeki hakikat karşılığını “zirve” kabul etmemiz demek değildir. Bizim ulaştığımız hakikat, şahsi kemalat noktamızdır. Burada “zirve” kaynağın kendisidir. Aynı şekilde her şeyin sahibinin Allah (c.c.) olması merkezinden parçalara uzanan düşünme sisteminde de “zirve” bize göre mükemmel bir uyumla yerleştirdiğimiz kombinasyonlar değil, zirve Allah (c.c.)’ın sıfatı subhanisidir. Dolayısı ile aczin itiraf edilmesini haykıran neticeye ulaşılmış, hak, sahibine teslim edilmiş demektir.

Çelişmezlik ilkesi(4) : A=A dır. Buna göre bir şey hem kendisi hem de zıddı olamaz. Neyse odur. Sıcak sıcaktır. Sıcak, soğuk değildir der, özdeşlik ile benzerdir.

Çelişememezlik ise tuğlayı yerleştirme bağıntısının(5) keyfiyeti ile ilgilenmektedir.

Öyle ise kainatın bütünü yani her şey için kabul ettiğimiz “zirve”, konumuz ne olursa olsun biricik referans noktamız olacak, çelişemez bir şekilde ona sadık olacağız… Çelişememezlik ilkemiz, ”zirvemize” olan bağlılığın ifadesidir.

Evren için varlık/yokluk, neden/nasıl sorgulamalarımızda zirvemiz nedir?

(Tüm Allah (c.c.) dır, zirvemizin cevabı, Allah (c.c.) bilir dir…)

Parçaları yerleştirerek cevaba ulaşıldığında, cevap, yerleştirene göre değişecektir…

Parçalar, tümden gelinerek, tüm Allah(c.c.) kabul edilmiş yerleştirme sistemi, sıfat-ı subhaniye’nin parçalara yansıtılarak, parçalarda da Tüm’ü (c.c.) haykırması esas kabul edildiğinde ise neden, nasıl vb. sorular Tüm’e (c.c.) bağlanacak, Tüm ‘e (c.c.) sadık kalınacaktır…

Dolayısı ile kainat, İslam, neden, nasıl muhakemesi yapacakların dikkat edecekleri nokta, tüme varırken, tümden gelmeyen sebep-sonuç ilişkilerini referans kabul etmemeleridir.

Bu bağlamda; herhangi bir sebep/sonuç veya neden/nasıl ikilemi arasında kurulan ilişkinin tüme varan bir sistemle yapılması durumunda ortaya çıkacak netice ve tümden gelen, tüme ait sıfatlarla ilişkilendirilerek ulaşılan netice aynı olmayacak, ikisi de kendi sisteminde çelişemez bir yargıya ulaşacaktır.

(1) kelebek etkisi : http://tr.wikipedia.org/wiki/Kelebek_Etkisi_(matematik)

(2) tümevarım : http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCmevar%C4%B1m

(3) tümdengelim : http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCmdengelim

(4) çelişmezlik : http://tr.wikipedia.org/wiki/Mant%C4%B1k

(5) bağıntı : http://tr.wikipedia.org/wiki/Ba%C4%9F%C4%B1nt%C4%B1

Reklamlar

Çelişememezlik!..” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s