Tesadüf Ve Kaos


Bir teorik fizikçi olan David Ruelle’in kaleme aldığı 1991 basımı ‘Tesadüf ve Kaos’ adlı kitap, son günlerde Amerika’da okunması tavsiye edilen ilmî kitaplardan biridir. Yazar bu kitabında ‘tesadüf ve belirlilik’ (chance and determinizm), ‘başlangıç şartlarına hissi bağımlılık’ (sensitive dependence on inital conditions), ‘girdap’ (turbulance), ‘garip cezbediciler’ (Strange attaractors), ‘Kâinatta geri dönümlülük ve karmaşıklık’ (complexity), gibi konuları işleyerek yaptığı girişten sonra, ‘kaos’ mevzuunu ele almakta ve nihayet, genler ve taşıdıkları bilgi hakkında ilgi çekici yorumlarda bulunmaktadır.

MATEMATİK VE FİZİK TEORİLERİ NEDİR?
Kitabın bir bölümünde matematik ve fizik teorilerini ele alan yazar, matematik teorileri arasındaki uyumu şöyle izah etmektedir:

‘Çok farklı matematik teorileri arasında ilgi çekici münasebetler vardır. Bir teori içerisindeki kavramlar başka bir matematik teorisi içinde açıklama bulabilir ve bu durum, yeni, faydalı ve daha başka bakış açılarına kapı açar. Matematikte derin bir Vahdet’(unıty) vardır”

Yazarın, matematik ve fizik teorileri arasındaki münasebet mevzuunda yazdıkları ise şöyle:

‘İşin doğrusu fizik, matematik ile çok yakından alakalı, ama aynı zamanda bir hayli de farklıdır. Fiziğin gayesi çevremizdeki dünyadan manalar çıkarmaktır. Eğer bir fizikçi iseniz, her şeyi birden anlamaya çalışmaz, onun yerine, kâinatı incelemeğe en küçük parçalardan başlar, önce bir parçayı inceler ve bunu bir matematik teorisine oturtmaya çalışırsınız.”

Yazar, “Yedi göğü birbiri ile ahenk içinde O yarattı. Rahman‘ın yarattığında nizamsızlıktan eser göremezsin. Haydı çevir gözünü en küçük bir kusur görüyor musun?”{Mülk, 3) ayetini hatırlatacak şekilde, fiziğin kâinatta tevhidi anlattığını ifade ederek, sözlerine şöyle devam etmektedir.

“Bir fizik teorisi bir matematik teorisinin fiziki bir hakikat üzerine bina edilmesiyle elde edilir… Matematik içindeki vahdet, farklı matematik teorileri arasındaki mantıki münasebetlerin varlığından ileri gelmektedir. Fiziki teorilerde ise, böyle bir münasebetin bulunması şart değildir. Şu kadar ki bu teorilerde de belli bir vahdet söz konusudur. Çünkü bütün fizik teorileri de, temelde tek tek aynı hakikatı ifade eder”

“Biz matematiğin hakikatlarını araştırır buluruz, onları yaratamayız” diyen yazar, kitabının 20. bölümünde de, “İstatiski mekanik, bütün sırlarını korumaya devam ediyor. Her şey göstermektedir ki biz kâinatta vaz’ edilmiş bulunan kanunların ancak çok cüz’i bir kısmını anlayabilmekteyiz” sözleriyle, matematiğin fiziki hakikatları modelleme konusunda ne kadar yetersiz kaldığını ifade ettikten sonra, örnek olarak da suyun donma ve kaynama noktalarını vermektedir. Teorik fizikçiler için suyun ısıtıldığında kaynaması ve soğutulduğunda ise belirli bir noktadan sonra kristalize
olması gibi temel bir dönüşümü dahi matematik zaviyesinden açıklamanın şu anda imkânsız olduğunu söyleyerek, durumun çarpıcılığını vurgulamakta ve kâinattaki kanunlara birer isim takıp, sonra da onları çözmüş ve anlamış sayma felsefesinin tutarsızlığına temas etmektedir. “Bohr’un atom modeli” “yer çekimi kanunu” ve “insanın sindirim sistemi” gibi isimler vererek, Cenab-ı Allah’ın bu kâinatta büyük sırlara binaen yerleştirmiş olduğu hakikatleri basite indirgemek ve bunları şifresi çözülmüş kilit gibi bir kenara atıp, tefekkür yollarını kapamak, bir batılı düşünürü bile haklı olarak rahatsız etmektedir. Bilim, elbette incelediği hadiselere birer isim verecektir. Ancak bu, bizim o hakikata sahip olduğumuz manasına gelmediği gibi, o hakikatın ne gibi gayelerle vaz’ edilmiş olduğunu anladığımızı da ifade etmiş olmaz.

KÂİNAT BİR KAOS GİBİ GÖRÜNSE DE, ASLINDA ÇOK İNZİTAMLI BİR SİSTEMDİR
Şimdi de, yazarın ‘belirlilik’ (determinizm) üzerindeki görüşlerine temas etmek istiyoruz:
Bir boru içerisinde akan suyun akış profilinden tutun da, bulutların hareketlerine kadar birçok sistem, son derece kompleks ve işleyişi önceden kestirilemez bir yapı sergilemektedir. Bu noktada sorulan soru şudur: ‘Kaos’ gibi görülen bu kadar ‘kompleks’ sistemleri tesadüfler ve ihtimaliyat hesapları ile açıklamak mümkün müdür? Yoksa, bize çok karmaşık gelen bu sistemler; tesadüflerin elini uzatamadığı belli kanunlara mı dayanmaktadır?”

‘Kaos’ ismi, önce Maryland Üniversitesi’nde uygulamalı matematik sahasında çalışan Jim Yorke tarafından ortaya atılmış, daha sonra ise, ‘kaos’ denilen şeyin, aslında başlangıç şartlarına çok bağımlı sitemlerin zaman içerisinde çok karmaşık bir görünüm sergilemesi olduğu fikri yaygınlaşmıştır. Burada bilardo toplarının bilardo masasında izlediği yol, meseleyi açıklamada bir misal olarak verilmektedir. Birbirine son derece yakın hızda iki bilardo topunun harekete geçirildiğini düşünelim. Farklı zamanlarda harekete geçirilen bu toplar, bir süre hemen hemen aynı rotayı takip edecek, fakat bir müddet sonra, toplardan önce yola çıkanın çarptığı bir başka topu, yola daha sonra çıkan top ıskalayacaktır. Neticede bu toplar, değişik yörüngelerde başka başka toplara çarparak ve yön değiştirerek hareket edecek ve adeta hareket yön ve şekillerini tespit etmek imkânsız hale gelecektir.

Topların baştan harekete geçirildiğini görmeyen birisi, onların kendi başına ve bağımsız hareket ettikleri sonucuna varacaktır. Çünkü, aslında harekete geçirmeyle belli kanunlar çerçevesinde yol alan topların ortaya koyduğu sistem, karmaşık ve iç parametreleri birbirinden tamamen bağımsız bir sistemmiş intibaı vermektedir. Bir de, masa üzerinde çok fazla topun bulunduğunu düşündüğümüzde, aslında ilk şartlara ve belli kanunlara çok bağımlı olan bir sistem sanki bir ‘kaos’muş gibi görünecek ve biz, bu sistemi tesadüflerle izaha kalkıp, ihtimaliyat hesaplarıyla modellemeye çalışacağız. Oysa mühim bir âlimin ifadesiyle, “Tabiat bir defter-i kudret-i ilahiye, tesadüf ise, cehlimizi örten, gizli bir hikmet-i ilahiye‘nin perdesidir’(Bediüazzaman, Şualar).

Daha sonra yazar “acaba kâinattaki belirlilik -eğer varsa- insanoğlunun cüzi iradesiyle (free wiil) bağdaştırılabilir mi?” sorusu etrafında dönmekte, fakat çok felsefi tartışmalarla işlenmeğe çalıştığı ‘kader’ mevzusunun içinden çıkamayarak, meseleyi ‘paradoks’ kelimesiyle noktalamaktadır. Hâlbuki belirlilik, hiçbir şeyin rastlantıya bırakılmayıp, her şeyin belli kanunlar dâhilinde cereyan etmekte olduğunun ifadesidir. Sistemi bu şekilde kuran Allah’tır ve ‘kader’ de, her şey biçilen ölçü, tayin edilen miktar veya kanunun kendisi manasında ilm-i ilahi’nin bir ünvanıdır. Bilmek, hiçbir zaman insani bilinenin istikametinde harekete zorlamaz ki, ‘belirlilik’le insan iradesi arasında zıtlık olsun. Allah, her şeyi kuşatan ve her şeyin kendisi önünde sadece bir nokta gibi olduğu İlm-i Muhit ve Ezeli’siyle olacakları yazmış, tayin ve tespit etmiştir. Bu yazma ve bilme, irade sahibi olan insani asla zorlamaz; aksine insan, kaderini bilmeden kendi iradesiyle hareket eder. Yazarın bu noktayı kavrayamaması, onu ‘belirlilik’te insan iradesini uzlaştıramamasına sebep olmuştur.

GENLERİN TAŞIDIĞI BİLGİ

Kitabın son bölümünde, genler ve taşıdıkları bilgi ile alakalı derin tefekkür
mahsulü açıklamalar yer almaktadır. Yazara göre, “kâinat Yaradan‘ın masajını iletmek için kullandığı bir vasıta; bir başka ifadeyle, kâinat, Yaradan’ın bir mesajıdır”

Kâinatta bir düzenliliğin olduğunu belirten yazar, tesadüflere bu düzenlilik içinde yer olmadığını belirtmek için şöyle bir misal veriyor:
Diyelim ki karşımızda biri si yazı tura atıyor ve biz onun nasıl yarı tura attığını görmüyoruz. Burada, paranın yazımı tura mı geldiğini bilmemiz, sadece şansa ve rastgele yapılacak tahminlere bağlıdır eğer be/kil bir formül veya metod çerçevesinde bir tahminde bulunabilirsek, ancak bu takdirde tahminimizde doğru çıkma şansımız yükselecektir.Kâinatla genler veya hayat arasında çok sıkı bağlar vardır. Eğer, yukarıdaki misalde olduğu gibi kâinat ihtimal hesaplarına ve tesadüflere bağlı olmuş olsaydı, her bebeğe yerleştirilecek genlerin kâinatla münasebeti, yazı tura belirsizliğinden ibaret olurdu. Bu durumda, her çocuğa onu başkalarından ayrı sima, ayrı karakter, apayrı hususiyetler kazandıracak genler yerleştirmenin ihtimal nisbeti, herhalde 10 üzeri sonsuzdan daha aşağı düşmezdi. Hâlbuki gerçek hiç de böyle değildir. Hemen her doğan bebek, kendine has apayrı hususiyetleriyle kâinata ve hayata tam bir uyum sağlamakta ve ilahi yaratılış belirlemesinden değil de, sonradan kazanılan çok özel şartlar dışında, hiçbir kaide dışılık görülmemektedir. Bu da, kâinatın mükemmel bir düzen ve sistem içinde işlediğinin apaçık bir ispatıdır.

 

NETİCE
Kainat, asla bir ‘kaos’ değildir ve dolayısıyla kainat içinde ‘tesadüfler’e de yer yoktur. Külli belirlilik ve çok kompleks bir yapının arzettiği muhteşem sistem, tesadüflere en ufak bir yer bırakmaz. Herşey, belli bir gayeye yönelik olarak belirli bir yörüngede ve kendine has kanunlar çerçevesinde işlemektedir. Bu ise, çokluk içinde birliği ve karmaşıklık içinde birlikteliği gösterir. Dolayısıyla, fiziki teorilerin yerine oturabilmesi için, her şeye Tevhid noktasından bakmak gerektir. Aksi halde, mevcud sistemler arasındaki bağlar kopar ve her sistem, bir saatin çarkları gibi etrafa saçılır. Aralarındaki irtibatı göremeden bu çarklara yüzlerce yıl baksanız, yine de tek bir saat gerçeğine ulaşamazsınız.. ve tek bir Yaradan’ı tanıyamazsınız. Masa üzerinde tam bir karmaşıklık içinde hareket edip duran ve neticede bir noktaya varan bilardo toplarına muazzam bir ilim ve zekâ ve sonsuz irade vermek zorunda kalırsınız. Öyleyse, Evvel ve Ahir olan Biri tanımakladır ki, ilmi teorilerde, kâinattaki hadiseler
yerli yerine oturacak ve insanlık, dalalet vadilerinde dolaşıp durmaktan kurtulacaktır.

REFERANS
David Ruelle “Chance and Chaos” Princeton Unıversıty Press, New Jersey, 1991

M. Adnan HASBİOĞLU

www.sizinti.com.tr

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s